Kitaplar

Kitaplar:

İktisatta Davranışsal Yaklaşımlariktisatta_davranissal_yaklasimlar_buyuk_full


Davranışsal iktisat alanında yapılan çalışmalarda standart (neoklasik) iktisat modelinin ana yapısı korunarak bilişsel kısıtlara ve sapmalara yönelik varsayımlar üzerinde çalışılmakta, bu varsayımlar revize edilmekte ve ortaya çıkan aykırılıklar alternatif teorilerle açıklanmaya çalışılmaktadır. Çalışmaların pek çoğu “rasyonel insan” varsayımı üzerine odaklanmakta, bu varsayımdaki sapmaları incelemektedirler.

Günümüzde davranışsal iktisadın, iktisat teorilerinin varsayımlarını daha gerçekçi psikolojik temellere oturtarak standart iktisat teorilerinin açıklama gücünü arttırdığı yönündeki görüş büyük bir çoğunluk tarafından kabul görmektedir. Buradan hareketle psikolojik temeller üzerine kurulu varsayımların ve modellerin (teorilere derinlik kazandırarak) ekonomik davranışları daha sağlıklı analiz edeceğine, daha güçlü tahminlerde bulunulabileceğine ve daha iyi iktisat politikalarının ortaya çıkabileceğine inanılmaktadır.


*İKTİSATTA DAVRANIŞSAL YAKLAŞIMLAR – İÇERİK


*İKTİSATTA DAVRANIŞSAL YAKLAŞIMLAR – EDİTÖR BİLGİLERİ 

 

——————————————————-

 
Kalkinmada-Yeni-Yaklasim

Kalkınmada Yeni Yaklaşımlar: Yazar ve içerik bilgileri: kalkinmada_yeni_yaklasimlar_icerik

“Kalkınma” gerek akademik yazında, gerek kamuoyunda her zaman ilgi çeken bir kavram olmuştur. Özellikle aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde 1960’lı ve 70’li yıllarda “hızlı kalkınma, hızlı büyüme” üzerine sayısız çalışma ve tartışma gerçekleşmiştir.

Konu 1980 sonrasında önemini yitirmiş gibi görünse de, küreselleşmenin giderek hızlandığı son dönemde “kalkınma” kavramının içeriği çok genişlemiş ve kalkınma yazılarının sayısı da artmaya başlamıştır.

1950’lerde sadece az gelişmiş ülkelerin sanayileşme sorunu olarak algılanan kalkınma, sanayileşmeye yönelik büyüme politikalarına odaklanmış, sermaye birikimi başlıca ilgi konusu olmuştur.

Günümüzde ise “kalkınma” artık sadece gelişmekte olan ülkelere özgü bir kavram olmaktan çıkmış, gelişmiş ülkeleri de içerecek şekilde çok daha “derin” bir kavram haline gelmiştir.

Yeni kalkınma yaklaşımı artık tüm ülkeler için geçerlidir ve büyümenin dışında, gelir dağılımının adaletli olması, yoksulluğun azaltılması, kadınların ekonomik yaşama daha çok katılması, kurumların kalitesi, bireylerin özgürlükleri ve dolayısıyla seçenekleri, yaşam süresi beklentisi, okullaşma oranı, temiz suya erişim oranı gibi pek çok değişkeni içermektedir.

Kalkınmada Yeni Yaklaşımlar, “kalkınma”yı bütün boyutlarıyla ve konuya ilişkin en yeni yaklaşımlarla Türkçe yazına kazandırmayı hedeflemektedir. Yeni yaklaşımların tarihçesi çok eski değil. Bazı konular 1970’lerden bu yana vurgulanmakta. Ancak günümüzde yeni yaklaşımlar çok daha belirgin hale geldi. Bunda küreselleşmenin ülkelerarası gelir farklılıklarını artırması, böylece yoksulluk oranının daha da yükselmesi önemli ölçüde belirleyici oldu.

Uluslararası yazında kalkınmada yeni yaklaşımlar sıkça işlense de, Türkçe yazında bu tür çalışmaların sayısı ne yazık ki çok az. Bu açıdan elinizdeki kitap, önemli bir boşluğu kapatmayı hedeflemektedir.

Yeni yaklaşımlar, kitapta sadece teorik boyutuyla değil, ampirik çalışmalarla da incelenmektedir. Her konu başlığı altında teorik tartışmaların yanı sıra, gelişmekte olan ülkelere yönelik saha çalışmaları da yer almakta, böylece birbirini tamamlayan çalışmalar ortaya çıkmaktadır.

Kalkınma bugün sosyal bilimler içinde çok canlı bir alan ve Türkiye’yi anlamak isteyenler için çok temel bir kavram. İktisadi büyümeden kurumlara, toplumsal cinsiyete ve çevreye kadar pek çok boyutu içine alıyor. Bu değerli derleme kalkınma alanında son otuz yılda ortaya çıkan yeni açılımları ve canlı tartışmaları büyük bir yetkinlikle okuyucuya sunuyor.

Prof. Dr. Şevket Pamuk, Boğaziçi Üniversitesi

Posted Ocak 30, 2016 by dumludag